Parts Finder

31 Ekim 2007 Çarşamba

SON BİLDİĞİM

Sevdama sahip çıkamıyorum
Nedenlere bürünmüş düşüncelerimle,
Ruhuma hakim olamıyorum
Kalbimdeki ağrıyla ümitsizliğe,
Yokluğunla içimdeki fırtınaya
dayanacak gücüm kalmadı
Yapraklarım döküldü
İlkbaharı beklemiyorum artık !
Sonunu bildiğim, acı vermemeli artık diyorum,
olmuyor
Son bildiğim, unutmamalıyım diyorum,
uçup gidiyor
Zaman geçiyor, öğrenmeliyim artık,
gözyaşlarım dinmiyor
Bırakmıyor,
Her an yanımda olan sensizliğim
İçimde, ısıtmıyor !

21.11.2002

SEN GİBİ

Söylenmeyen sözler, içinde büyüyen hakaretler,
Bakışlarının anlamının bana çarpan,
beni parçalayan olanı
Hissettiğim en ağır küfürler,
İstemediğim, kaldırmakta en zorlandığım duygular
Kaldıramadığım bu boğucu hava,
Boğazıma yapışan nefret taneleri
Hep seni hatırlatacak, gülümse artık...

Çocuksu gülüşünün ardındaki lanet,
Lanetlenmeyle yaşadığım karanlık ve korkum
Varlığının yarattığı karın,
Varlığınla yarattığın baş ağrılarım
Bu güzel havada gördüğüm kara bulutlar
Seni kendime yakın hissettiğimde gördüğüm
uçurumlu kabuslar,
Seni en içimde hissettiğimde
yaşadığım bulantı
Sana dokunduğumda karıncalanan hissiz bedenim
Kayıp ruhum,
Sen...

İZ

Şiirler ancak yaşandığında anlam kazanır,
okuyan için
Ben bugünlerde şiirlerimi yaşıyorum,
tekrar, yeniden
Şiirler arkamda bıraktığım ayak izleri,
Ben bugünlerde iz bırakarak yaşıyorum
Şiirler rahatlamamın sebebi, öfkemin sesi,
Ben bugünlerde rahatlamaya çalışıyorum !..

14.05.2001

AŞK VE ACI

Her gördüğümde,
biraz daha derinlere saplanan aşkıma,
biraz daha büyüyen acım eşlik ediyor
Bir kere karşılaştımı birden bire, hiç de beklemezken,
İçiçe büyür aşk ve acı
Birbirini bütünleyen, iteleyen, seven
Dokundumu körelten, dokunduğunda terleten
aşk ve acı...

30 Ekim 2007 Salı

Sonbahar

Yine sonbahar ve hüzün. Kapımı çaldın beklemezken, hem de yine yalnızlıkla sevişirken. Davetsiz, rahatsız edici bir misafir gibi. Kim yüklediyse sonbahara hüznü, kimse söküp atamıyor. Yoksa sanıldığı gibi yaprakların kuruyup dökülmesinden, gökyüzündeki yağmur yüklü gri bulutlardan ya da yüzümüzü bıçak gibi kesen rüzgarlardan değil. Hüzün zaten işlemiş yüreğimize. Sonbahar bunu çıkarıyor hücrelerimizden, umarsız bir kaşif gibi. Ne kadar acı vereceğini düşünmeden, içimize giriyor ve doğasına dönüyor. Hepimiz öyle değil miyiz zaten. Doğamız gereği yapmayız mı birçok şeyi. Sevgi ister canımız severiz. Bağırmak ister bağırırız çılgınca, birine bir şeylere kızdığımızda. Hatta bazen acı çekmek ister bu beden, bu ruh, acı çekeriz. Hoşumuza bile gider bazen. Dedim ya, insan doğası bu. Yoksa sonbahardan değil bu yağmur yüklü gözler. Değil, bu gün ortasında kalbimize giren sancılar, ruhun can çekişmesi, terk edilmek… Her mevsim terk edilir insan. Yılın her günü ölebilir hem de defalarca. Bir yaz günü akşamı kaybedebilir her şeyini bilmeden. En büyük sevinçlerinin içine hüznü yerleştirebilir ya da mutluluk denizinde yüzerken boğulabilir en beklemediği kişi tarafından. Ben alıştım artık sonbaharlara. Benim her mevsimim sonbahar. Nasıl mı yaşıyorum? Yaprakları dökülmüş ağaçları yeşile boyuyorum. Odamın tavanını maviye. Pencerem rüzgarlara kapalı hep. Rüzgarların uğultusu, giden sevgilinin fısıltısı. Cama vuran yağmur damlaları güzel bir melodi. Hani o dans ettiğimiz günlerden kalan. Terk edilişler yeni bir festival, önümdeki nice mutlu günler için; belki de vücudumdan attığım kötü ruh için. Acıyı tekrar yaşayıp, bir yaş daha büyüdüğüm için bir doğumgünü coşkusu. Sonbahar masum. Sonbahar ben, sonbahar sen, sonbahar biz. Sonbahar seni terk eden sevgili. Üşüten iliklerine kadar, kelimeler. İçini titreten, artık “O”nun gibi bakmayan gözler. Esen rüzgar, “O”nun sana arkasını dönerken saçlarını savurması. Ama yalnızlık hayatın ta kendisi….